Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin

Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin
Dünyanın dört büyük lastik üreticisinden biri olan Michelin’in bugün sahip olduğu mutfak skalasına nasıl ulaştığını tahmin edemezsin. Michelin restoranlarının neredeyse otomobil tarihçesi kadar uzun bir serüveni var. Dünyanın dört bir yanında, kaliteli restoranları yıldızlayan Michelin ile, lastik üreten Michelin aynı marka. Bağlantı kurmakta zorlanacaksın: ”Lastik ve restoran ne alaka?” İşte bu noktada ortaya harika bir hikâye çıkıyor. Dünyanın birçok yerinde şefler kariyerlerini tescillemek ve Michelin yıldızlarına sahip olmak için çabalıyorlar. Ancak Michelin yıldızı demek şaşaalı bir ortam ve ışıltı demek değil. Bu nama sahip olmak için dikkat edilen çok ince detaylar var. Servisten temizlik kurallarına her detay puanlamayı etkiliyor. Her yıl teftişe geliniyor ve gerekli şartları yerine getirmeyenlerin ellerinden yıldızları alınıyor. Yıldızı kaybetmek şefler için çok acı bir durum haline geldi; 2003’te yıldızını kaybeden bir şefin intihar etmişliği bile var. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #1 Basitçe anlatmak gerekirse; Michelin kardeşler başta bisikletler için ürettiği lastikleri arabalar için üretmeye başladığında Fransa’da yalnızca yaklaşık 3 bin civarında araba vardı. Hükümet henüz kapsamlı bir yol sistemi kuramamış ve arabaya da ilgi oldukça azdı. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #2 Bu durum Andre Jules ve Edoudard Michelin kardeşlerin kurduğu Fransız lastik şirketi Michelin’in satışlarını oldukça düşürmüş ve  pazarlamacılar çareler aramaya başlamıştı. İşte tam da bu noktada ne yapsak, ne etsek derken akıllarına muhteşem bir fikir geldi. İnsanların kara yolunda seyahat etmeleri için tabii ki bir haritaya ihtiyaçları vardı. Böylece; Michelin kardeşler insanlara daha fazla araba sürmeleri için, ziyaret edebilecekleri tüm harika yerleri anlatan bir seyahat rehberi yazma fikrine kapıldılar. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #3 Rehbere; otomobil tamircilerinden haritalara, lastik satış merkezlerinden benzin istasyonları ve otellere kadar her şey eklenmişti; restoran önerileri dışında! Çünkü hedef belli: Kara yolu seyahatinin cazibesini ve tabii ki lastik satışlarını artırmak. Lastik şirketi büyüdükçe rehberleri de arttı, insanlar talep göstermeye başladı ve yazılan seyahat rehberine her geçen gün bir yenisi ekleniyordu. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #4 Rehber dağıtılmaya başlandığında; ilk kopya 35 bin adetti. Kısa bir zaman sonra insanlar Michelin’den restoran önerileri de talep etmeye başlayınca, şirket restoranların da rehbere eklenmesine karar verdi. 1926’da, rehbere eklenen ’restoran’ endüstrisi daha da genişledi. Michelin kardeşler insanlara en iyi restoranları önermek için adeta dünya turuna çıktılar; her restoranı gezip kendilerince puanladılar. Gel zaman git zaman bu puanlama insanların da talepleri doğrultusunda bir sistem haline geldi: 5 yılın sonunda üç yıldızlı sistem tanıtıldı: İşte karşınızda Michelin Yıldızları! Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #5 Dünya genelinde “Michelin Yıldızı”na sahip tek yıldızlı 349, iki yıldızlı 81 ve üç yıldızlı 50 restoran olmak üzere toplamda 480 restoran olduğu biliniyor. Tabii bu rakam yıldızını kaybeden ve yeni alan restoranlarla sürekli değişim halinde. 1955’ten itibaren Michelin, makul fiyatlarla mükemmel yemekler sunan kuruluşlar için bir derecelendirme sistemine geldi. Her yıldız bir yıl süreyle geçerli olmaya başlıyor, hemen 3 yıldız alınabileceği gibi yavaş yavaş yükselmek de mümkün… Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #6 Tek bir yıldız, “Alanında çok iyi bir restoran” demek. İki yıldız, “Öyle mükemmel bir yemek ki kesinlikle rotanızı değiştirmenize değecek” anlamına gelirken üç yıldız, “Fevkalade bir mutfak, özel bir yolculuğa değer” şeklinde yorumlanıyor. Şu anda 116 yaşında olmasına rağmen, Michelin rehberi hiç olmadığı kadar büyük ve her geçen gün daha da büyüyor. Fotoğraftaki kadın, dünyanın ilk Michelin yıldızlı sokak yemeği şefi olan 72 yaşında bir şef olan Jay Fai. Bu manzarada ‘yıldız’ kavramının lüksten geçmediğini anlamak zor değil. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #7 Michelin Yıldızlı Bir Türk Şef var: Almanya Hamburg’daki Le Canard Nouveau adlı restoranıyla 2006 yılında bu saygın ödülü olmayı başaran ve halen bu unvana sahip tek Türk aşçı, Şef Ali Güngörmüş. Neredeyse 10 yıldır Michelin yıldızlı ilk ve tek Türk şef” sıfatını koruyan sevgili Ali, yıldız almayı bisiklete binmeye benzetiyor. Duraklarsa düşeceğini bildiğinden, büyük bir özveri ile çalışmasını sürdürmeye devam ediyor. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #8
Yeteneği ve asabiyetiyle ünlü ingiliz şef Marco Pierre White, Michelin reytingine sırtını çeviren belki de en ünlü şef. Bu yıldızlara sahip olmak için varını yoğunu katan şefler gibi, bu sorumluluğu almak istemeyen hatta Pierre White gibi yıldızlarını geri iade edenler de var. Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #9 İlk kez Michelin Yıldızı alan restoranlar, birturist akınına uğrayabilir; fakat yıldızını kaybetmek restorancılara bir o kadar zarar veriyor. Evet, arabanın kısıtlı sayıda olduğu bir dönemde sadece lastik satıyor olsanız bile, markanızı önemsemeye nasıl başlayacağınızla ilgili etkileyici bir hikaye okuduk. Yorumlarınızı bekliyorum…
Bir lastik markasından restoran otoritesine: Michelin #10

Kaynak: anamakale.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir